Dünyanın Çözülemeyen 6 Gizemi

6. Voynich Metni

Gizem: Voynich Metnini çevirmeye çalışan herkesi engelleyen tarih öncesi bir kitap.Organize edilmiş tutarlı yazı, ayırtedilebilir şekilde organize ve detaylı illüstrasyonlarla dolu.
Gerçek bir dilmiş gibi gözüküyor – sadece kimsenin daha önce görmediği. Gerçekten bir anlamı varmış gibi duruyor ama kimse bilmiyor anlamını.
Ne kimin yazdığı ne de  ne zaman yazıldığı hakkında ortak bir fikir yok. Niye yazıldığı ise tamamen bir muamma.

Niye Çözemiyorlar?

Bir bakın şuna, Siz çözebilir misiniz?

Denemeyin bile. Uzman ordu kriptoanalistleri, kriptologları, matematikçileri, dilbilimcileri ve kodları bulup kırmak için para alan insanlar denedi ve hiçbiri bu kodun bir kelimesini bile kıramadı.
Tahmin edebilirsiniz ki, mantıklı veya tamamen mantıksız binlerce çözüm sunuldu. Bazıları çözülmesi için bir anahtarın olması gerektiğini söyledi. Bazıları bunun bir aldatmaca olduğunu olduğunu savunuyor. Bazıları bunun Tanrı veya uzaylılar tarafından anlamamız için yapılmış peltek konuşma veya  bir yazı olduğunu düşünüyor.

5. Antikythera Mekanizması


Gizem: Antikythera Mekanizması Yunanistan yakınlarında Milattan önce 100 yıllarına ait bir gemi batığında bulunmuş olan karmaşık bir makinedir. Antikythera Mekanizmasında bulunan donanım ve yapı 1000 yıl öncesine kadar yoktu.

Niye Çözemiyorlar?

İlk önce kimse makinanın nerede yapıldığını veya kimin dizayn ettiğinde anlaşamıyor. Popüler düşünceye göre Yunanistan’da bulunduğuna göre orada yapılmıştır. Ama ciddi araştırmalar sonunda dizaynın Sicilya’dan geldiği öne sürülmüştür.
Bu mekanizmanın, parmağınızı koparmanın yanında, astrolojik pozisyonları belirlemek için kullanılmış olduğu düşünülmekte. Ancak problem o zamanda daha kimsenin yerçekimini keşfetmememiş olmasıdır.
Antikythera Mekanizması sahip olduğu özellikleri o zamanda yaşayan hiçbir insanın bilmemesi ve anlamaması ve o çağa ait hiçbir mekanik özelliğinin olmaması.


4. Baigong Boruları


Gizem: Daha Çin’de insanların yaşadığı bilinmeyen zamandan kalma, dağın tepesinde 3 tane üçgen şeklinde nereden geldiği belli olmayan borular var. Bunlardan bazıları dağın içine derine gidiyor, bazıları da yakınlardaki tuzlu su gölüne gidiyor. Gölün doğu-batı kıyısında hala çalışan borular var. Bazı büyük borular 40 cm genişliğinde, aynı büyüklükte ve görünürde işe yarar belli şekiller düzeninde yerleştirilmiş.
Peki niye bu kadar büyütülüyor? Arkeologlar bu boruların yapım tarihini, insanların saçlarını yakmadan et pişirmeye çalıştıkları zamanla aynı olduğu görüşündeler.

Niye Çözemiyorlar?

Boruların Zeus’tan bile yaşlı olmasına rağmen yıkılmamışlar. Bu da onların sadece oraya keşif olsun diye konmadıklarını gösteriyor. Bir de, size bahsetmiş miydik bu dağın insan yaşamı için uygunsuz olduğunu?
Bazı deliler bu boruların tarih öncesi astronomi labaratuarı veya uzaylıların bıraktığı uzay üssü olduğunu bile düşünüyorlar.

3. Kosta Rika’nın Devasa Taş Topları


Gizem: Kosta Rika’da ve onu çevreleyen bazı alanlarda devasa taş topları vardır. Mükemmel bir küre halinde bu düzgün topların bazıları birkaç santimetrelik bir çapa sahip. Bazıları da tonlarca ağırlığında olup yaklaşık 2.5 metre çapa sahiptir.
Bilinmedik insanlar tarafından bu taşlar mükemmelleştirilmek için oyulmuş. Bu toplar heryerde ve hiçbir amaçları yok.
Bazı toplar yerliler tarafından altın, kahve çekirdekleri veya bebek bulma amacıyla kırılmış. Bazıları hareket ettirilmiş ama bazıları buldozerle hareket ettirmek için bile çok ağırlar.

Niye Çözemiyorlar?

Yakınlarında hiçbir taş ocağının yok. Ama bu bilgi de işe yaramaz çünkü bu taşlar volkanik kayalardan yontulmuştur.

2. Bağdat Pilleri


Gizem: Bağdat Pilleri, Mezopotamya’da bulunan milattan önce ilk yüzyıllarda yapıldığı tahmin edilen tarihi eserlerdir.
Arkeologlar pillerle karşılaştıklarında ilk önce depolamak için kullanılan kil kap olduklarını düşünmüşlerdi. Ancak bulduklarının asit çürüme gösteren bakır tel içerdiklerini keşfettikleri zaman bu teorilerinin yanlış olduğunu anladılar. Bu kaplarda büyük ihtimalle bakırla iletişime geçip elektrik yaratacak bir sıvı bulunduruyormuş. Eğer doğruysa, ilk pil yapım tarihini yüzyıllar öncesine çekiyor.
Herşey iyi güzel de, bunlar pilleri ne için kullanıyorlardı?

Niye Çözemiyorlar?

Orada tarih öncesinden kalma kamera bulunmuyor. Bazı araştırmacılar bunlara “dendra ışığı” – elektrik yay ışıkları- için enerji kaynağı olduğunu söyledi. Bazıları da bu teorinin tamamen saçmalık olduğunu düşünüyor.
Bazı mantıklı insanlar bunun eşyaları altınla kaplamak için yapıldığını, bazıları da insanlara şok terapisi uygulamak için kullanıldığını söylüyor.

1. The Bloop

Gizem: 1997’de National Oceanic and Atmospheric Administration (NOAA) okyanusta garip bir ses kaydetti. Garip ve YÜKSEK SESLİ. O kadar yüksekti ki sesi 4,5 km uzaklıktaki iki mikrofon tarafından kaydedildi. Ses normal hızında dinlendiği zaman hiçbirşeye benzemese de, x16 hızıyla dinlendiğinde “bloop” sesi olarak anlaşılıyor. Bilimadamları bu sesin dalgalarının bir hayvan tarafından yapıldığına inanıyor.

Niye Çözemiyorlar?
Bu sesi yapabilecek kadar büyük veya yüksek sesli bir hayvan yok. Mavi balina bile bu kadar yüksek çıkartamaz bu sesi.
NOAA’nın bu sesi websitelerine koymasının üstünden çok zaman geçmemişti ki HP Lovecraft hayranları bu sesi Cthulhu denen yaratığın yaptığına karar verdiler. Cthulhu, devasa ve katil ahtapot-ejderha karışımı bir yaratıktır.


Sevgili SIRIUSB.Güzel bir konu,teşekkürler.Voynıch el yazmalarının bitki bilimi ile ilgili olabileceğini düşünüyorum.Çünkü kitabın her sahifesinde ayrı bir cins bitkinin çizimi var..Bitki ile ilgili olduğuna göre yazılan yazılarında bitkilerle ilgili olması gerekir.Bitkilerin anatomik resimlerinin bulunduğu bir kitabın tamamen başka bir konudan bahsetmesi çok zayıf bir ihtimal..Bitkiler ile ilgili fakat tamamen bu kitabı yazan ve çizimleri yapan kişi veya kişilerin kendilerine has bir uslup ile yazdıklarını sanıyorum..Kendi aralarında veya kişinin sadece kendi mantığı ile ürettiği bir alfabe veya işaretleme sistemi olabilir ve bu durumda bunun çözülmesi mümkün olmayacaktır..

Bitkiler ile yapılan büyülerin olduğu bir kitaba benziyor ve büyüde aynı harf ve kelimeler sürekli olarak tekrarlandığı için ,kitaptaki aynı karakter harf ve kelimelerin çokça olduğunuda görüyoruz,bir ihtimalde olsa bitkiler ile yapılan büyülerin olduğu bir kitaba benziyor gibi..

Diğer gizemli olanlar bana çokta dikkat çekici gelmedi sadece ahtapota biraz takıldım ve böyle bir hayvanında olma ihtimalinin pek zayıf olabileceğini sanıyorum.çünkü hem suda yaşayacak ve sudan çıkıp kanatları sayesine havada uçabilecek olması bir haylı ters bir olanak görünüyor..Suya adapte olup sonradan karaya yani havaya çıkması biraz zor bir durum..

yalniz bitkilerin dünyavi kökenli olmadiklari belirtilmis, bitkilerden pek anlamadigim icin yorum yapamayacagim ama eger gercekse oldukca ilginc oldugu denebilir.Ayrica cizilen kadinimsi rsimler ve galaksimizin merkezi ve günesin konumu gibi bilgiler oldugu yabanci kaynaklardan ögrendim.Bana oldukca ilginc geldi dogrusu..

Sevgili muzzi55..Ben bitkilerinde dünya kökenli olduğunu düşünüyorum.Ayçiçeği,karanfil,eğrelti otu açıkça belli oluyor..Yalnız çizimleri yapan kişinin kendi sanat anlayışına da bakmak gerekir,yani bir ayçiçeğini nasıl görüp, nasıl idrak edip,buna kişisel marifetinide ekleyip çizmesi ile alakalı..

Ayrıca; eğer bitkiler dünya kökenli olmasaydı çizimlerdeki kadın figürünün yerinede dış dünyaya ait canlı resimlerin olması gerekirdi..Oysa kitaptaki kadın figürleri bu dünyaya ait görünüyor..Kitaptaki resimleri çizen kişi veya kişiler dış dünyaya ait bitkileri çizebiliyor ise doğal olarak dış dünyaya ait canlılarıda çizmeleri gerekirdi ve zaten çizerlerdi..

Pek tabi dünyamiz merkezli olmasi muhtameldir Muzaffer bey  ama yabanci kaynaklar daha cok dünya disi cizimler olarak yorumlamakta her nedense..yazilanlarin yaklasik 100 yildir  cözülememesi oldukca ilginc..bilim insanlari son 100 yildir pek cok eski dilleri, yazilari ,abideleri cözümlemisken bu yazitlar karsinda tikanip kalmasi merka uyandiriyor dogrusu..ama dedigimiz gibi nadir konusulan ve yok olmus dünya dillerinden biri olma ihtimali fazla..

Tabiiki olabilir fakat ben bunun gibi bazı çözülememiş birtakım yazı ve şekillerin şimdiye kadar çözülememiş olmalarını birazda konu ile alakalı olan insanların marifetlerine bağlı olduğunu düşünüyorum..Örneğin bazı çözülemeyen şifreleri ilgili kişiler değilde hiç alakasız olan sıradan bir insanın çözdüğünü görebiliyoruz..Bir resmin veya bir yazının çözülmesi için mutlaka konunun uzmanı olmanız gerekmiyor,kendi becerinizin seviyesine bağlı olarak uzmanların çözemediği bir olayı,bir şekli bir yazıyı kişisel beceriniz ile çözebilirsiniz..Bunun bir çok örneğini görüyoruz..Tabi bunun için konuya olan ilginizin çok yoğun olması gerekiyor..

Kitaba gelince ben yine şahsi kanaatim olarak bu kitabın bir kişi veya kişilerin kendi aralarında belirledikleri bir alfabe ve resimleme dili ile yazıldığını ve çizildiğini ve dünya ile ilgili olduğunu, ve daha çok bir büyü kitabı veya benzer bir kitap veya bilgilendirme amaçlı bir kitap olabileceğini düşünüyorum,aynı harf ve kelimeler sürekli defalarca tekrarlanmış ve sanki daha çok kadın cinselliği ve bitkiler ile yapılan büyü tarzı olayları anlatan bir kitap olduğunu sanıyorum çünkü bir çok sahifesinde nedense nü kadın resimleri var..

Teşekkürler..

voynich methininde ilk başlayan üstü karalı harf veya şekil bu metnin çözülmesinde yarar sağlarmı merak ediyorum.

Cthulhu denen yaratık uydurma olduğu belli canım

Kendi görüşüm insanlık tarihi çok eski yaptığım bazı araştırmalar bulunan eşya üzerinde yapılan karbon tesleri sonucu 345 milyon olarak tespit edildiğini okudum

(kanada da bir maden yatağında bulunan yontulmuş taş mızrak uçları ve bilezik gibi takılar ve malzeme)

2. Kosta Rika’nın Devasa Taş Topları

izlediğim belgeselde bu taşların volkanik olduğu ve de birtek afrika kıtasına yakın bir ada da bulundugu bulunan ada da çok sayıda heykel ve yontulmuş taş olduğu bu taşların bu taşların bazılarının yüzlerce ton oldugu ada da yaşayanların nüfusunun hiçbir zaman 4000 den fazla olmadığı esbit edilmiş şuan için çözülememiş

3. Bağdat Pilleri

yapılan karbon tesleri sonucu  m.ö 3200 ila m.ö 4000 yıllarına kadar dayanadığı  söylenmekte

içerisine tuz ruhu ilave edildiğinde 1.5 volt elektirik üretmektedir.

dış kısmı pişirilmiş toprak olup ortası karıştırılmış metallerden oluşmaktadır inceltilmiş bakır madeninden bu günkü ampül benzeri alet ile aydınlatmada kullanıldığı sanılmakta.

4. Baigong Boruları

sulama ve içme suyu olarak kullanıldığı tahmin edilmekte

yüzlerce kilometre uzunlukta olduğu ve çok eski tarihlerde yapıldığı m.ö 11000 yılları ve ya daha eski olduğu (eski uygur ) lar tarafından yapıldığı sanılmakta.

not:Bölge yakınlarında bulunan mağara resminde uzaylı aracı ufo resmi de bulunmuştur.

5. Antikythera Mekanizması

m.ö 170 yıllarında yapıltığı sanılan aletin hesaplamada kullanıldığı sanılmakta bazı bilim adamları benzerine yapmış ama ne amaçla kullanıldığını çözememiştir.

.....................

Diğer konular hakkında yorum yapamayacağım araştırmak lazım.

not bu bilgiler önceden araştırdığım konulardı aklımda kaldığı kadardır.

internette bulunmaktadır

SUPER LIGHT NEDİR?

 

DUNYA DIŞI YAŞAM FORMLARI İLE BİR SURE TEMAS ETMİŞ VE 4.3 IŞIK YILI UZAKTA SAMANYOLU İÇİNDEKİ ALPHA CENTAURİ ÜÇLÜ GÜNEŞ SİSTEMİNDEKİ BİR GEZEGENE GİDEREK DUNYA ZAMANI İLE 4 AY KALMIŞ VE BU GEZEGENDE YAŞAMAKTA OLAN İNSAN SURETİNDEKİ BİR DUNYA DIŞI YAŞAM FORMUNDAN BİR COCUĞUDA OLAN ELIZABETH KLARER DERKİ:GALAXIMIZIN MERKEZİ BİR ÇEŞİT GÖZLE GÖRÜLMEYEN DUNYA BİLİM ADAMLARININ HENÜZ FARKINDA OLMADIĞI ATOM ÇEKİRDEĞİNİN İÇİNDEKİ PROTON VE NEUTRONLARIN YAPI TAŞLARI OLAN QUANTUM BUYUKLUĞUNDE DALGABOYUNDA BİR IŞINIMIN TÜM GALAXIYI KAPLADIĞINI ADETA TÜM GALAXIDEKİ GÖK CİSİMLERİNİ BU IŞIK DENİZİ İÇİNDE YÜZDÜĞÜNÜ BU IŞIK DENIZININ YERYUZUNDE ALTI DUYUMUZLA HİSSEDEBİLDİĞİMİZ TÜM MADDE BOYUTUNDA ETKİLEŞİM İÇİNDE OLDUĞUNU ,TÜM YARADILIŞIN,YERÇEKİMİ DİYE ALGILADIĞIMIZ AĞILIK MEVHUMUNUN,TÜM YAŞAMIN KAYNAĞININ TÜM GÜNEŞLERİN VE GEZEGENLERİN DENGEDE SPİN YAPMASININ GALAXININ KENDİ İÇİNE ÇÖKMEMESİNİN TEK NEDENİ....GALAXININ SUREKLİ MERKEZİNDEN AKMAKTA OLAN IŞIMANIN NEDEN OLDUĞUNU KENDİNE ANLATILMIŞ GÖSTERİLMİŞ TİR....BURDAN ÇIKAN SONUCU DA ELIZABETH KLARER ŞÖYLE ÖZETLER:GALAXIMIZIN ÇEKİRDEĞİ BİR ÇEŞİT ENERJI YAYINLAMAKTADIR...BUNA IŞIK DERİZ..BU IŞIK HEPİMİZİN VAR EDİLDİĞİ KAYNAKTIR...BU KAYNAĞIN PARTIKULLERİ DUNYA GEZEGENINDE OXYGEN GAZI MİCRO ATOMLARI(QUANTLARI) İÇİNDEN GEÇERKEN BU IŞINLARIN OXYGEN QUANTLARI İLE ÇARPIŞMASI SONUCU HAYAT ENERJISI OLUŞUR...DUNYADAKİ TÜM HAYATLARIN ,CANLILIĞIN (HAYVAN- BİTKİ) KAYNAĞI BU FENOMENDİR...MICRO ATOM DİYE BAHSİ KONU OLAN PARTIKULLER DAHA BUYUK BİRLİKTELIKLERİ HALİNDE ATOMLARI OLUŞTURUR DEMİŞTİR...TÜM YARADILIŞIN KAYNAĞI IŞIKTIR...VE BURADAN GİDEREK TANRININ HER YERDE MEVCUT AKAN BİR KAYNAK OLDUĞU SONUCU ÇIKAR.....KUTSAL KITAPLARDA İFADE EDİLMEYE ÇALIŞILAN TANRI BU TANRI İLE İLİŞKİLENDİRİLEMEZ...KUTSAL KITAPLARDAKİ TANRI YADA TANRILAR DUNYA DIŞI YAŞAM FORMLARININ DUNYAYA GELMİŞ VE DUNYADA İNSANI KLONLAMA VASITASIYLA TABIATIN İÇİNDE VAR ETMİŞ ÜST DÜZEY DOĞA BİLİMİNE (GEN-DNA-KROMOZOM)BİLGİYE SAHIP AKLA SAHİP DUNYA DIŞI YAŞAMA İNSAN TARAFINDAN TANRI ADI VERİLMİŞTİR..ÇÜNKİ İNSAN KENDİNİ VAR EDEN VARLIĞA TANRI DEMESİ SON DERECE NORMALDIR...EVRENIN IŞIĞININ SIRLARINI BULMAK TANRI GİBİ OLABİLMEKTİR....BU BİLGİ İNSANLIĞA VERİLMESİ BUGUNKİ ANLAYIŞ VE İDRAKTEKİ İNSAN İÇİN MÜMKÜN DEĞİLDİR...İNSANIN AKIL DUYGU VE MERHAMET ÜÇLEMİNDE GELİŞMESİ TEKAMÜL ETMESİ BENCİL ÇIKARCI HAYVANİ İÇGÜDÜLERİNDEN KURTULMASI GEREKMEKTE OLDUĞUDA ELIZABETH KLARERE BİLDİRİLMİŞTİR....SEVGİ VE ANLAYIŞ İDRAKİ BUNUN İÇİN ELZEMDİR....BAKINIZ ELIZABETH KLARER..(BEYOND THE LIGHT BARRIER)....

NOT:BURAYA İNGİLİZCE BİR MAKALE EKLİYORUM....MAKALEDE ARAŞTIRMAYI YAPAN ADI GEÇEN ŞAHIŞ DR MİLEWSKİ...BİZZAT KENDİSİ GÖNDERDİ BU YAZIYI..FİZİK BİLİMLERİ İLE İLGİLENENLERİN OKUMASINI ARZU EDERİM.GALAXININ MERKEZİNDEN YAYILAN IŞIĞIN YANİ YARATICI TANRININ NE OLDUĞUNUN ANLAŞILMASI KONUSUNDA İNSANA FEYZ VERİYOR...TAMAMEN BİLİMSEL...LÜTFEN İNGİLİZCE BİLMİYORSANIZ ELİNİZE SÖZLÜĞÜ ALIN VE TERCÜME EDİNİZ....SEVGİLERİMLE:

Yine birilerinin akıl almaz ipe sapa gelmez kişisel düşünceleri..Yahu elizabeth adlı bu şahıs galaksinin yapısından atomlardan bahsederken neden acaba konuyu hemen tanrıya dönüştürüyor.Yerçekiminin ve galaksinin ortasındaki ışığın bir şekilde bütün canlıları var ettiğini yaptığını söylüyor ve yerçekiminin ve galaksi ışığının tanrı olduğuna,yani insanların tanrı diye kabul ettiği yaratıcının aslında bunlar olduğuna dikkat çekmek istiyor ve her olayı bunlara bağlıyor..

Tanrıların dünya dışından dünyaya gelen varlıklar olduğunu söylüyor ve insanın bu varlıkları tanrı diye adlandırdığını söylüyor ve şimdiki insanlarında bunu pek idrak edemeyeceğini söylüyor..Tam anlamı ile komedi.

İşte şimdi sormak lazım bu elizabethe sen hiç yaratılışın gerçeğini okudunmu,sen hiç kutsal kitabı veya kitapları eline alıp kafa patlattın mı,sen hiç aklını tam anlamı ile kullanarak yaratılışın analizini hiç yaptın mı,sen hiç bu dünyadan başka bir alemin olduğunu yani göremediğimiz bir melekut aleminin var olduğunu ve her şeyi onların idare ettiğini,bütün olanları ve olacak olanları onların tasarladığını,bizlerden başka dünyanın asıl yöneticilerinin onların olduğunu idrak edebildinmi hayır.Asla böyle bir şey yaptığını sanmıyorum..

Tanrı yok deyip dünyayı uzaylıların var ettiğini,insanı uzaylıların, uzaydan gelen canlıların yarattığını söylüyor,peki o uzaylılar kendilerini nasıl var etmişler..

Galaksinin tam ortasından yayılan bir ışığın dünyadaki bütün canlı hayatını ve insanlarıda uzaydan gelen uzaylıların formatlayıp tasarladığını söylüyor..İnanılır gibi değil.Atomun etrafında dönen elektronların hareketini dahi yaratıcının takip ettiğini bilemeyecek anlayıp idrak edecek kapasiteden yoksun bir kişinin,evrendeki her şey ışığın ve yerçekiminin var olması ile meydana gelmiştir demesi bana son derece basit bir anlayış olarak geliyor..Peki atomu,ve o ışığın nasıl ilk olarak var edildiğine neden değinmemiş.

O bahsettiği ışığın partiküllerini kim meydana getirmiş,dünyadaki oksijen ile birleşirler derken dünyadaki o oksijeni kim nasıl meydana getirmiş bunuda söylesin bakalım..

Tamamen sade ve sadece idrak gücü zayıf insanların kafasını karıştıracak sözler bunlar..Akıllı ve mantıklı düşünen hiç bir insan bunun böyle olamayacağını bilir.....

Daha ne zamana kadar boşlukta yığınlaşmış çöplükteki bu tür bilgiler içinde eşinmeye devam edilecek anlamıyorum,Sulanmış beyinlerdeki altı delik botla çıkılmış fikir gezintileri bunlar,kim neye ne kadar inanır bunu sorgulamıyorum ama bu tür yazıların bulunduğu mağaranın ağzı kapatılsa iyi olacak artık...sevgiler..

WHAT IS SUPERLIGHT ?

SuperLight is magnetic light; it is magneto–electric radiation.

Regular light is electric light or electro–magnetic radiation. There is parity or symmetry the Universe, everything has an equal and opposite mirror–image counterpart, the Ying and the Yang, right and left, matter and anti matter, the electron and the positron. Why not light?

Both science and metaphysics have honored this parity law in all things except light. They are wrong.   There is parity in light as well !

I will now explain and give you more detail.

SuperLight is the unseen force in nature that has been ignored by science but real to the mystics and metaphysicians for thousands of years. It has been given different names by different cultures for thousands of years.

A Nuous, Chi, Biomagnetic Energy, Wilhelm Reich's Orgone Energy, Tesler's Free Earth Energy, Animal Magnetism, Space Energy, Vacuum Energy, and Zero Point Energy, etc. Those who have subtle perception know it is real.

SuperLight was identified scientifically over 100 years ago when James Clerk Maxwell solved his famous wave equation. This occurred shortly after radio was invented by Nikola Tesla, and theoretical physicists tried to find a mathematical model to explain radio waves. When using positive numbers in Maxwell's Equations this explains radio waves and also all forms of electro–magnetic radiation such as light, radio, TV, microwaves, x–rays, etc. What his equation also explains 100 years ago was SuperLight but because it was the solution that comes from the use of negative numbers, "this second solution" was ignored for over 100 years. Remember when you were taught algebra and were told to ignore imaginary numbers (e.g. The square root of –1) because they have no meaning in this world. Well, times have changed and now we have a very valid second solution to Maxwell's equation and it is SuperLight.

In the mid 70's a scientist, Dr. William Tiller, at Stanford University took another look at Maxwell's equation and asked; "What does this second solution explain when interpreted in our world."{1}

To understand this second solution, we must first review what the first or positive solution explains. The first solution is as follows: Radio waves leave the antenna and radiate out into space from a point source (the antenna) equally in all directions into space toward infinity traveling at the speed of light. The wave is composed of a large electrical component and a small magnetic component 90 degrees to the electrical component. Thus named, electro–magnetic radiation.

The second solution describes a particle wave of just the opposite structure. It explains that from infinity traveling toward the point source from all directions radiates SuperLight. This new radiation is composed of a large magnetic component and a small electrical component, thus the name, magneto–electric radiation. When the equations are looked at more closely, one finds that "SuperLight" travels at the speed of light squared !   1020 meters per second,   or 10 billion times faster than light.

It has a frequency 10 billion times higher, and has a corresponding, shorter wavelength.   It therefore has a higher energy density.

The question one asks immediately is, "if it is so powerful, how come we do not feel it, or how come it is not detected scientifically?"   Well, the frequency is so high, its wave length so short, (4 x 10–8 nano–meters, or 4 x 10–17 meters), its velocity so fast, that it goes through everything as though the substance was nearly completely transparent (like glass).

We can say the higher frequency is completely penetrating like x–rays, but even more so. More information, regarding the relative size, will be given later.

WHERE DOES SUPERLIGHT COME FROM ?It comes out of black holes !

First, I will describe how regular light is formed and then make the analogy for SuperLight.

Regular electro–magnetic radiation or light is formed when electric monopoles give off energy. The electron in orbit about our atoms is an electric monopole — as it changes its' orbit it either gives off or absorbs energy in the form of electro– magnetic radiation. Sunlight is converted into electricity by this process in a solar cell. Just the opposite occurs in optical diodes, which convert electricity into light.

So, electro magnetic radiation or visible light is produced when an electron (an electric monopole) lowers its orbit and releases its energy in the form of light.

Now, I believe a similar event occurs in the extremely dense and hot matter found in black holes. It is theorized that black holes contain magnetic monopoles and when these extremely dense, extremely small, extremely energetic magnetic monopoles release energy by lowering their orbit they radiate magneto–electric radiation, our SuperLight. So black holes really are not so black. They are radiant beings of SuperLight. Of course SuperLight escapes the strong gravitation forces of the black holes because its velocity is the square of the velocity of light and it therefore, can easily escape.{7}

The current scientific thinking is that in the center of every galaxy in the universe is a black hole. There are billions and billions of galaxies all around us, and they all are producing SuperLight. We are literally bathed in a three-dimensional dynamic energy field, or an "Ether" of SuperLight — a Dynamic Ether.

SUPERLIGHT and LIFE

I believe that SuperLight is the prime activating energy in the universe and accounts for the production of what we call life. I believe SuperLight interacts with special forms of matter in our bodies and produces what we call Vital Life Forces. These special forms of matter are found in bones, micro–crystals and also in the various fluids in the body, that contain cell salts. There are also, believed to be organic molecules in some body fluids, that are believed to be liquid crystalline in structure. These change state (liquid to crystal) very readily, with a extremely small change in energy (e.g. emotions).

Another form of organized structure found in the body, are the multitude of long parallel conductive protein structures, that form phase arrays like structures{5}. Like the phased array radio telescope in Socorro, New Mexico, they pick up extreme weak signals and amplify them, by being in phase. It is also suggested, that these proteins may have room temperature superconductivity. It is these organized structures in living things, that produce a coherence that has resonance with very minute amounts of SuperLight. Most of it passes through matter, between the nucleus and electron, without even coming in contact with them.

Our body is electronic in nature{2-5} and it is composed of millions and billions of micro–electronic units that are formed in structures that have a phase array organization{3}. I believe that the electronic resonance in these organized conductive molecules, have some resonance with very small amounts of SuperLight and that these energy fields and currents are responsible for the human aura and the energy vortexes found in the body chakra area. They also produce the Vital Life Forces. But, since SuperLight is so powerful, even a very, very small amount produces more than enough energy to sustain life. Thus, life is produced and sustained by specific forms and amounts of organized matter, and old age and eventual death occurs when too much disorder and disease comes into our bodies and breaks up this ordered structure. At that point, the body can no longer produce enough Vital Life Force from SuperLight to sustain itself. I also believe that all forms of organized matter produce its own aura–finger–prints or energy signature when it reacts with SuperLight.

There are many sensitive people, who can detect and read the aura of living entities and substances. Our body can determine whether this energy is good or bad for itself. I believe that this accounts for Kineseology and also explains how herbs work on the body. For example, each herb has an energy field signature that has a special attunement to specific body parts and its presence helps "kick off" or reactivate that energy center which may be slow or stopped, because of some illness or disease. Therefore, SuperLight to the rescue, through the herb structure that is appropriate to that area of the body in need.

Crystals to the rescue also. Crystals are very organized structures and thus according to this thesis are also converters or transducers of SuperLight. This is where their energy comes from and explains how they seemingly can radiate a positive signal continuously without being recharged. As with herbs, crystals and minerals of different chemistries and structures, develop different types of energy fields. This explains why different crystals have different effects on different parts of the body. The key to crystal healing is to match the required energy with the proper crystal that produces that specific energy need.

As scientists and experimenters become more aware of SuperLight and start to understand it, experiments and instruments will be designed to attune to these energies. In the future, I conceive of manufacturing simulated body structures{4} which will be micro–size phase array assemblies made of room temperature superconductors. They will be converters SuperLight into Vital Life Force for healing. Specific micro–structures will be designed to attune to, and resonate with, the exact energy needed, in the specific part of the body that needs an energy boost for healing and regeneration.

It is said, that the priests in Atlantis lived for thousands of years, and that their secret was that they, at times, would sleep in crystal lined caves and that this would rejuvenate their bodies, bringing healing and new growth.

I propose that, in the very near future, I will be able to test this idea with the fiber crystal that I am making in my lab in Albuquerque. Soon, I hope to be able to grow my fiber crystals long enough, and in large enough quantities, that we will be able to spin these crystals into yarn. Once spun into yarn, single crystal fiber cloth could be woven to make crystal cloth head and wristbands, hats, and meditation shawls. You could even stuff your mattress with crystal fiber, or cover your bedroom wall with crystal fiber cloth wallpaper. This should stimulate creativity, imagination, healing and regeneration.

Now this next idea may sound way out, but, I believe that it will be possible to make room temperature superconductors of crystal fiber. If this becomes possible, we are talking about levitation, and possibly even a magic carpet.

So, the door is wide open with the possibilities of working with SuperLight energies, through the use of single crystal fibers. I believe these need to be high purity crystal fibers, in order to have the coherence necessary to resonate with SuperLight.

SUPERLIGHT AND GRAVITY

 

Gravity is not an intrinsic property of matter, neither is inertia. These secondary forces are both formed by the reaction of matter to the dynamic field of SuperLight. Gravity is not an attraction! It is the result of a universal pressure, exerted by SuperLight as it rains in from infinity, from all directions, onto every object.   Materials are not 100% transparent to SuperLight. I estimate, perhaps about 99.99999999% transparent. As a consequence, all material domains, all "matter", experiences an acceleration caused by SuperLight. Every "particle" is affected by a slight drag, or pressure differential, as SuperLight travels past and through them.

Quantum Particle Interactions, come into play as SuperLight joins in, or exits the activities of the particle domain. Field effects come into play, as the SuperLight Entity travels through the Atomic Atmosphere producing drag. Drag turbulence and particle pressures combine to produce the accelerational force we know as gravity.

This acceleration is of little consequence when a single object is in space, at a very great distance from other objects, since the force vectors cancel out. However, when a second object comes close to the first object, then, the two objects shield each other from the full power of SuperLight pressure on the opposite sides of the objects facing each other. As a result of this, the objects experience a net accelerational force toward each other, which is directly proportional to their mass. Mass that produces the mutual shielding that each object experiences. Thus, falsely, each object is said to be attracted to each other !   In reality, they are being pushed together by the net differential force of SuperLight pressure which results from the slight absorption of SuperLight as it passes through these objects. This, according to my theory, is what creates gravity. It is a push exerted by SuperLight, on objects shielding each other, from a portion of the SuperLight radiation.

Gravity then becomes the "Weak Force", from the effects of porous matter. An atom of matter is about 1018 parts void for each part of solid matter. The wavelength of SuperLight is much smaller than the typical atomic dimension. Thus, most of SuperLight passes through the atomic structure unopposed. However, when SuperLight contacts the nucleus or electrons it produces the force that holds the electrons in orbit, and the nucleus together. It is the nuclear glue. This gives matter its chemical properties. Thus, gravity is the weak force since only a very small amount of SuperLight interacts with matter on the atomic scale. An example that will give you some idea as to how porous solid matter is, as follows: Let us expand the nucleus of an atom to the size of a golf ball, then the electrons in orbit about this nucleus would be about the size of a pea. Now when this pea makes its orbit about the golf ball its orbit is not a few feet or even a few yards in diameter, its orbit is about 2 miles in diameter. Matter is mostly composed of void or space and the energy rays of SuperLight, whose wavelength is many times smaller than the diameter of the electron, will to a large extent miss the particle regions, as it rains through the atomic region. Only a small amount of SuperLight interacts with the nucleus and electrons while the majority will pass right through the region.

NUCLEAR FORCE

The structure of the nucleus is extremely dense, when compared to that of the atom as a whole. The particles of matter in the nucleus are much closer to each other, than those in the electron. The nucleus is probably in the order of 1028 more dense. Thus, the force that holds the nucleus together, must be very strong.

In reality, it is still the effects of SuperLight pushing and interacting, that holds the components of nucleus together. These stronger interactions on the nucleus, are a result of its increased relative density and ability to shield SuperLight. It is the density and geometry of matter that changes the forces we see. Thus, from One Source, comes the One Force, that divides and manifests itself in so many interesting ways.

The relative packing symmetry is very critical in the nucleus and this accounts for the relative stability of various nuclei. A less symmetrical structure, results in radioactivity and an unstable nucleus. In this way, SuperLight helps to explain radioactivity.

SUPERLIGHT IS THE SINGULARITY

(The University Field or Energy Source)

Einstein spent the last half of his life in search of a unifying field theory that would unite all forces into one. I believe that with SuperLight, a theory can be developed to explain this idea. SuperLight; one force, once source. The concept I've developed is new, and all aspects have not yet been considered, but what has been covered appears to fit quite well with our current understanding of reality.

I propose that SuperLight energy is the singularity or universal energy force in all nature and that its interaction with various forms of matter and energy produce all other forces in the Universe. Specific atomic structures and sub-atomic structures are resonant to and interact with some aspects of SuperLight as it passes through them and our bodies. The energy that is absorbed is converted into the electrical, magnetic, nuclear and gravitational forces producing our vital life force. This can explain all the forces of nature and life energies.

It is the geometry and density of matter that explains the different forms and intensity of the forces that are produced.

FUTURE ENERGY SOURCE

As greater understanding of what types of devices can attune to SuperLight, I believe that it will be possible to capture this energy, collect it, and measure it. At first only small assemblies will be made for healing and regeneration, (only small amounts are needed) scientific analysis, proof of principle and localized experiments. In the future, I envision massive devices to be used as direct energy converters. This development will have a significant effect on reducing world pollution associated with most other energy producing systems such as nuclear and fossil fuels.

SUMMARY

There is parity in the universe, therefore light has two forms:

ELECRTO–MAGNETIC — electric light traveling at C.   (1010 meters per sec.)

MAGNETO–ELECTRIC — magnetic light traveling at C squared.

These lights are responsible for all created matter, all forces, and life itself. As a result of this theory , I make the following statements;

LIFE HEALING AND SPIRITUALITY

1. Vital life force energies come from SuperLight reacting with coherent structures in the body.

2. Organs and chakras produce energy vortexes from the interaction with SuperLight.

3. Aging comes from loss of coherence in the body.

4. Healing and regeneration will be possible, by exposure to higher concentrations of SuperLight.

5.All psychic phenomena takes place on the SuperLight wave bands.

Super Light as it Affects Physics and Astronomy

1. It proposes a three dimensional dynamic ether that reacts with all matter and energy causing all forces.

2. Gravity is not and intrinsic property of matter, but only a reaction to an external force. (e.g. SuperLight)

3. Inertia is not an intrinsic property of matter, but only it's reaction to acceleration through the ether of SuperLight's dynamic field.

4. It eliminates the problem of action at a distance.

5. It eliminates the need for dark matter, and solves Dr. Rubins problem of the outer stars in galaxies "traveling too fast". (There is a slight drag causing the stars to fall slowly into the center of the galaxy.)

6. Also, the gravity constant is not constant, but becomes less as one approaches black holes, due to the reduction effect of SuperLight radiating out of the black hole.

7. This also means that the gravity constant becomes significantly less at the edge of the Universe.

8. It also allows black holes to reach an equilibrium state, — matter in SuperLight out — thus preventing one black hole from becoming massive and gobbling up the whole universe.

9. It explains what neutrinos are: they are SuperLight.

10. It allows many new scenarios for the Big Bang and creation. For example: Since gravity and inertia are the result of matter reacting with SuperLight, which did not exist prior to the big bang, or in early times, then, the Big Bang could have been a Little Bang (or a big breath)because any force would cause and infinite acceleration, since there was nothing to hold matter back.

SuperLight And Space Travel

Communication, on the SuperLight wave bands, will permit extreme distant communication in space in much shorter times. (e.g. 100,000 light years in 3 to 4 minutes.)

It eliminates the need to take fuel, when you travel in space, thus permitting real deep space travel.

 

Harnessing SuperLight Will Give Us An 
Infinite Supply of Non-Polluting Energy

 

 

Voynich Metni ile ilgili http://www.voynich.nu/folios.html adresinden eldeki tum sayfalari gorulebilir.

 

wilfrid voynich bu el yazmasını bulduğu zaman kitabın içinden bir mektup çıkar. mektup 1666 tarihlidir ve ii. rudolph'un botanikçisi johannes marcus marci tarafından athanasius kircher'e yazılmıştır. bu athanasius denen insan evladı, leonardo da vinci ile karşılaştırılacak kadar terbiyesizleşmiş, matematikle, geometriyle, şifrelerle, simyayla kafayı çatur çutur kırmış bir leviathandır. kendisinden bu metnin çözülmesi bu mektupta belirtilmektedir. muhtemelen el yazması rudolph'a hediye edilmiştir. ancak kimden belirsiz. ancak çözülmesi için tamm olarak dönemin en cin adamına yollanmıştır. bu da metnin aslında son derece önemli olduğunu gösterir. çünkü kircher, böyle bir metni çözebilecek yetkinlikteki tek insandır.

metin bulunduktan sonra ikinci dünya savaşında amerikanın japonların şifreli mesajlarını çözme konusunda çok usta olan şifre çözücülerinin hiç birisi şifreyi çözemediği gibi, zaman içinde şifreyi çözecem diye uğraşıp kafayı kıran hastanelik olan akademisyenler mevcuttur. hoax olduğunu iddia edenlerin iddialarına karşı olarak da fonetik ve dil uzmanları, metinde yer alan kelimelerin heceleme sistemine sahip olduğunu, duraksanarak yazılmadığını ve daha da ilginci bir ahengi olduğunu göstermiştir. yani, bu metinde yer alan kelimeler, sanki kendine ait bir lisanı varmışcasına yazılmıştır. şifreli bir metinde olması gerektiği gibi her kelimenin duraksanarak veya durularak yazılması gibi bir durum söz konusu değildir. işte bu araştırmalar da metnin gerçek olduğunu kanıtlamaktadır.

yani, bu metin her ne içeriyorsa, yazılabilmesi için resmen bir lisan icat edilmiş gibi bir durum söz konusudur. daha önce hiç bir yerde görülmemiş bir dil hem de. içerdiği bitki resimlerinin basitçe yapılmış histolojik çizimler olduğu iddiası da mevcuttur. yani, bu çizimler bazı maddelerin mikroskobik görüntülerinin çizimidir. ayrıca kitap 270 sayfa kadar olmasına rağmen, voynich, kitabı bulduğunda 30 sayfası eksiktir. yani kitap elden ele geçerken bazı sayfaları belki bilerek belki de yanlışlıkla yok olmuştur. bir başka iddia da kitabın sayfalarının yerlerinin değiştirildiğidir ki ona girmiyorum bile yeteri kadar sorun var zaten.

kitap ana hatlarıyla 5 bölüme ayrılmıştır. ilk bölümde bol bol bitki resimleri, altlarında da yazılar yer almaktadır. bu bölümde yer alan bazı bitkiler tanımlanamamıştır. muhtemelen hayali olarak çizilmiştir. ikinci bölümde ise astrolojik ve astronomik şekiller yer almaktadır. güneş ay gezegenler. üçüncü bölümde ise kitap cozutmakta ve çıplak olarak tasvir edilmiş kadın resimleri eşliğinde damarlar, kollar, garip hayvan şekilleri içermektedir. dördüncü bölümde ilaç tarifleri olduğunu düşünülüyor. beşinci bölüm ise bir özet. kısa paragraflar. ve bölümler ilerledikçe her sayfa daha karanlık bir hal alıyor denebilir.